Duyurular

Toplumun en vasat ama değerli insanlarını bilgilendirmek gerek…

İzmir-Çandarlı Balıkçı Barınağı inşaatı taş ocağındayız. Stanikle delikler delindi. İntifaklı fitil sistemi ile patlatılacak. (infilaklı fitil, sürtünme ve darbe ile ani ve hızlı harekete geçen bir ürün. Bu sistemde infilaklı fitiller kapsülle dinamit lokumlarına, galeriden gelen infilaklı fitiller de bir noktada birbirine bağlanır ve irtibatlandırılır. Birleşim noktasına ateşleyicinin kaçabileceği uzunlukta kara fitil ilişkilendirilir ve kara fitilin ateşi infilaklı fitile değdiği anda patlar.) Öğle yemeği saati geldi. Biz de Çandarlı’ya gittik. Bir işçiyi de bekçi amaçlı şantiyede bıraktık. Yemek sonrası taş kamyonları ile taş ocağına geldiğimde gördüğüm manzara korkunçtu. Taş ocağında bıraktığımız bekçi işçi, sıkılama yaptığımız sopa ile sıkılama için galeriye koyduğumuz toprak iyi sıkışsın diye var gücü ile vuruyordu. Kamyondan nasıl atladığımı nasıl bağırdığımı bilmiyorum Koşarak işçinin yanına geldim. Korkudan kendi kaybetmiş olmalıyım ki benden büyük olmasına rağmen bekçiye iki tokat attım. ‘Sen ne yaptığının farkında mısın? Allah korusun taş ocağı patlasaydı elli altmış bin ton taşın altında kalacaktın!’ diye bağırdım. Ateşçimiz de Milaslı işinin ehli sabah ikinci sigarasını kibrit ve çakmakla yakar. Yatıncaya kadar kibrit ve çakmak kullanmaz. Sigarası yanık, ağzından hiç düşmez. Sanırım ismi Hasandı; Hasan Usta… O da bizimle gelmişti. Genç meslektaşlarıma derim ki; bizler, toplumun en vasat ama en değerli insanları ile çalışıyoruz. Onun için çalıştırdığımız insanları bilgilendirmeliyiz, bilinçlendirmeliyiz ve öğretmeliyiz. Çünkü kaza geliyorum demez; insan hayatına değer biçilemez… 1972

social position